%20
Yeni
Kutsal Oyunlar I-II Vıkram Chandra

Kutsal Oyunlar I-II2 takım set (kutusuz)

Vıkram Chandra Salon Yayınları
Yayınevinin tüm kitapları %20 indirimli
Liste Fiyatı : 75,00TL
İndirimli Fiyat : 60,00TL
%20 indirimli
İndirimli Fiyat : 60,00 TL
Sepete Ekle
Kutsal Oyunlar I-II
Kutsal Oyunlar I-II 2 takım set (kutusuz)
Salon Yayınları
60.00
<p><strong>Bir Netflix orijinal dizisi</strong><br />“KUTSAL OYUNLAR eline alması kadar bırakması da güç bir kitap.”<br /><strong>— New York Times Kitap Eleştirisi</strong></p> <p>“Cesur, zinde ve büyük… KUTSAL OYUNLAR hırsları kadar olağanüstü başarısı için de övgüleri hak ediyor.”<br /><strong>— Maureen Corrigan, NPR Fresh Air.</strong></p> <p>Yedi senede üretilen Kutsal Oyunlar, sıra dışı zenginliğe ve güce sahip bir destan. Vikram Chandra’nın romanı okuyucuyu Müfettiş Sartaj Singh’in hayatının ve Hindistan’ın en çok aranan gangsteri Ganesh Gaitonde’un yeraltı suç dünyasının derinliklerine götürüyor. Mumbai polis kuvvetlerindeki sayılı Sih’ten biri olan Sartaj, türbanı, sakalı ve pantolonunun kesimiyle özdeşleştirilmeye alışmıştır. Fakat “ipekli Sih” artık kırkını geçmiş, evliliği sona ermiş ve kariyeri ile ilgili beklentileri inişe geçmiştir. Sartaj, G-Çetesi’nin efsanevi patronunun gizli barınağını hakkında isimsiz bir ipucu aldığında, ödülü alan kişinin kendi olacağını kafasına koyar. Vikram Chandra’nın hevesle beklenen yeni romanı, dostluk ve ihanetin, korkunç şiddetin, hayret uyandırıcı modern şehrin ve onun arka yüzünün muhteşem bir hikâyesi. On dokuzuncu yüzyıl klasiklerinden, gizem romanlarından, Bollywood filmlerinden, Chandra’nın kendi hayatından ve Mumbai sokaklarındaki araştırmalardan esinlenen Kutsal Oyunlar, nasıl bir hayat yaşadığımızı çarpıcı bir gerçeklikle anımsatırken iyi bir edebi eserin zekâsı ve duygusal derinliği ile de yankı uyandırıyor.</p> <p><strong>Yorumlar</strong><br />“KUTSAL OYUNLAR eline alması kadar bırakması da güç bir kitap.” <strong>(New York Times Kitap Eleştirisi)</strong></p> <p>“Sayfa sayfa beni bulunduğum yerden ve andan kopartıp alıyor.” <strong>(Sven Birkerts, Boston Sunday Globe)</strong></p> <p>“Chandra karakterlerine şaşırtıcı, nabız artırıcı, hatalara açık bir insanlık veriyor.” <strong>(Sandip Roy, San Francisco Chronicle)</strong></p> <p>“Büyüleyici…Olağanüstü...Kaotik ve berrak bir bütünlük.” <strong>(Entertainment Weekly)</strong></p> <p>“Chandra… kuralları ne zaman yıkacağını ve onlara ne zaman uyacağını çok iyi biliyor… Chandra’nın dehası, onun okuyucusuna olan inancında.” <strong>(Los Angeles Times)</strong></p> <p>“Tutkulu, kapsamlı… 19. yüzyıl romanlarının çekiciliği ile modern polisiye yöntemlerini bir araya getiriyor.” <strong>(People)</strong></p> <p>“Tarz bükücü, çok katmanlı bir destan… Temposu ve ayrıntıları ustaca planlanmış… Saf bir eğlence fantezisi.” <strong>(Elle)</strong></p> <p>“Görkemli bir şekilde resmedilen, sıcaktan sırılsıklam şehir kadar kapsamlı.” <strong>(New York Times)</strong></p> <p>“Cesur, zinde ve büyük… KUTSAL OYUNLAR hırsları kadar olağanüstü başarısı için de övgüleri hak ediyor.” <strong>(Maureen Corrigan, NPR's Fresh Air)</strong></p> <p>“Anıtsal…Chandra zekice çağrıştırıyor...Mumbai...tüm coşkulu kaosu ile birlikte.” <strong>(Wall Street  Journal)</strong></p> <p><strong>Yazar Hakkında</strong><br />Vikram Chandra is the author of the novel Red Earth and Pouring Rain (Commonwealth Writers' Prize; David Higham Prize), and the short story collection Love and Longing in Bombay (Commonwealth Writers' Prize; New York Times Notable Book). Born in New Delhi, he divides his time between Mumbai and Berkeley, where he teaches at the University of California. Vikram Chandra Red Earth ve Pouring Rain (Commonwealth Writers Ödülü; David Higham Ödülü) romanlarının ve Love and Longing in Bombay kısa hikayeler derlemesinin (Commonwealth Writers Ödülü; New York Times Dikkate Değer Kitaplar) yazarıdır.New Delhi’de doğan yazar zamanını Mumbai ve University of California’da öğretmenlik yaptığı Berkley arasında bölüştürerek geçirmektedir.</p> <p><strong>Netflix’teki ilk Hindistan televizyon dizisi</strong></p> <p><strong>“Yılın Kitabı,” The Independent (UK)</strong><br /><strong>“Yılın En İyi Yirmi Kitabı,” Le Point (Fransa)</strong><br /><strong>“Yılın Kitabı,” Financial Times (UK)</strong><br /><strong>“Ayın Seçkisi,” Ocak 2007, Booksense (ABD)</strong><br /><strong>“2006 Yılının En İyi 10 Asya Kitabı,” Time (Asya Baskısı)</strong><br /><strong>“2006 Yılı En İyi Roman,” Guardian (ABD)</strong><br /><strong>“2006 Yılı Roman Listesi,” Bloomberg.com (ABD)</strong><br /><strong>“Dikkate Değer Kitaplar,” Sahara Time (Hindistan)</strong><br /><strong>“Yılın Kitabı,” Business Standard (Hindistan)</strong><br /><strong>“En İyi Kitaplar,” Man’s World (Hindistan)</strong><br /><strong>“Onur Listesi,” The Financial Express (Hindistan)</strong><br /><strong>“Dikkate Değer Kitaplar,” San Francisco Chronicle (ABD)</strong><br /><strong>Hutch Crossword 2006 En İyi İngilizce Roman Birincilik Ödülü</strong><br /><strong>2007 Salon Book Birincilik Ödülü</strong><br /><strong>Ulusal Kitap Eleştiri Grubu Roman Ödülü Finalisti</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar, suç, polisiye ve gerilim öğeleri içeren bir edebi roman. Deneyimli ve şüpheci bir Bombay polis memuru olan Sartaj Singh bir sabah isimsiz bir ihbar alır. Bir ses ona, G-Çetesi’nin suç baronu muhteşem Ganesh Gaitonde’u yakalama fırsatı vaat etmektedir.</p> <p>Sartaj ve Ganesh’in karşı karşıya gelişleri, bu hamasi romanın özünü oluşturmakta. Olaylar geliştikçe ve Sartaj Avı hakkında daha fazla bilgi edindikçe, iki oyuncunun da içinde bulundukları oyunun aslında çok daha büyük bir senaryonun bir parçası olduğu, şehrin sınırlarını aşıp gezegeni kapsadığı ortaya çıkar. Vikram Chandra bu hikâyeyi temel alarak, ciddi ve popüler arasında köprü kuran, 19. yüzyılın muhteşem ve büyük romanlarını anımsatan gösterişli ve neşeli bir anlatım inşa etmekte.</p> <p>Kutsal Oyunlar birçok farklı manzaranın içinden geçiyor: bir polis memuru âşık olur; genç bir kadın, film yıldızı olabilmek için büyük şehre gelir; genç bir kız, siyasi kaos ve toplu katliamın ortasında kalan ailesinin başına gelenleri anlamaya çalışır; dul bir kadın, yoksullukla ve oğullarının yaşamlarını alt üst eden şehrin baskısı ile savaşır; eğitimi yeni biten, deneyimsiz bir istihbarat ajanı askeri devriyeyi Himalaya tepelerinin kasvetli soğuklarına sürükler; kurnaz, zeki bir kadın kadınların acıları hakkında televizyon programı yapmak için oldukça şaibeli bir para alır; polis ve yerel siyasetçiler tarafından kovalanan idealist bir üniversite mezunu, Maoist gerillaların saflarına katılır; sağ görüşlü dini bir lider, Bombay halkı için çok büyük bir yagna ya da kurban töreni düzenler; ünlü, gaddar bir mafya babası, çetesini zaferden zafere götürür ve istediğini elde etmenin tuhaf boşluğunu keşfeder.</p> <p>Aynı anda hem sıradan hem de sıra dışı olan bütün bu hayatlar birbirlerinin çevresinden ve içinden akarak romanın biçimini oluşturuyor, Love and Longing in Bombay’ın son sözleri ise “yaşamanın” önemini savunuyor.</p> <p><strong>Hutch Crossword 2006 En İyi İngilizce Roman Ödülleri jürisinin övgüsü:</strong></p> <p>Vikram Chandra’nın Kutsal Oyunlar’ı Hutch Crossword İngilizce Roman Ödülünü kazandı çünkü gerçek ten birinci sınıf eserlerle dolu bu alanda jüri bu eserin yılın romanı olduğuna oybirliği ile karar verdi.</p> <p>Kutsal Oyunlar, içinde geçtiği şehir gibi aşk, suç, birbirinin yerini alma, hırs, ahlaki ikilemler, hayat ve ölüm hikâyeleri ile dolu. Vikram Chandra, yaklaşık bin sayfanın içinde her biri birbirinden etkileyici, her biri kendi akışı içinde birbirinin içine karışmış, şiddetli ve olağanüstü istikrarlı birçok üslubu bir arada dokuyabilmeyi başarmış. Müfettiş Sartaj Singh’in mafya babası Ganesh Gaitonde’un izini sürüşü, günümüzün en iyi polisiye gerilim hikâyelerinden biri. Para için yazılan kitaplar kadar süratli, bir destan kadar büyük ve iddialı. Vikram Chandra, karakterlerinin yaşamlarındaki her ayrıntıyı ve inceliği yakalayabilen bir yakın plan çekim uzmanı, roman ise küçük bir ekran. Okuyucu, Crossword kitapevinin kitaplığında yer alan hikâyelerin hepsinden daha fazlasını anlatan bu romanın anlatım gücüne kapılıyor. Romanın içine katılmış, geçmişe uzanan kısa hikâyeler, diğer bir deyişle “ekler”, kitabın ana temasının akışını besleyen yan öyküler olarak görev yapıyorlar.</p> <p>Gerçek bir başyapıt. Okurları üzerindeki çarpıcı etkisi yanı sıra, büyüleyici bir metropolü, içindeki binlerce insanla birlikte gerçek kılmasıyla, öte yandan İngilizceyi ve Hintçeyi sorgulayarak, bir deyişle otantikliğin saçma ve asılsız görünen dünyasını tüm okurların gözleri önüne sermesiyle tam anlamıyla muazzam bir eser. Yolundan şaşmayan, pişmanlık duymayan, ağdasız ve cüretkar dili ile okurlarına keyif veren harikulade bir kitap. İnançsızlığı askıya aldırmadan, inandırıcılığı bir erdem olarak benimsemiş bu destansı roman, okurlarına, içinde yaşayabilecekleri engin dünyalar sunuyor.<strong>- Anita Roy, Mukul Kesavan, Shoma Chaudhury</strong></p> <p><strong>Takdirname, Salon Book Ödülleri, 2007:</strong><br />Chandra’nın çok büyük, heyecanlandırıcı ikinci romanının başında, Mumbai’nin en namlı gangsteri polisle girdiği silahlı çatışmadan sonra tuhaf, küp biçimli bir sığınakta ölür; kitabın geri kalan kısmı da bize bunun nedenini anlatmaktadır. Gerçeği ortaya çıkarmakla görevli kişi, terbiyeli, ora yaşlı Sih polis dedektifi Sartaj Singh’dir. Sartaj, acımasızlık ve canlılıkta Dickens’ın Londra’sına rakip olan pis, delirtici, ihtişamlı şehirde ipuçlarını takip eder. Mumbai zorlu, değersiz, Bollywood hayalleri ile sarhoş ve kendi pis havasından boğuluyor olsa da bu hikâyenin gerçek kahramanıdır; Her ne kadar bu şehir onu korkutsa da Chandra’nın onu delicesine sevdiği belli. Kötü adam aslında suçlu değil. Ancak fanatikliğin her şekli, ölümle yaşam arasındaki savaş, bu dünyanın kaotik, kusurlu ve acı verici olduğunu anlayanlarla düzen, sükûnet ve saflık isteyenler arasındaki savaş onu çok tehlikeli hale getiriyor. <strong>– Salon.com</strong></p> <p>Bu an, kaydedilmeli. Bu, Hint İngiliz edebiyatının dönüm noktası. Onlarca yıl sonra dönüp en iyi çağdaş romanlar listesine baktığımızda Kutsal Oyunlar başlığı ağzımızdan neşeyle ve saygıyla dökülecek. Bu nedenle Vikram Chandra’yı dinleyelim. Edebiyatın en ustaca işini, büyük bir suç romanı, muhteşem bir şehir romanı, şimdiye kadar bu ölçekte hiç denenmemiş ve böyle ustaca başarılamamış bir Hindistan’ın milenyumun sonundaki ruh halini keşif romanı yazmış.</p> <p>Bu, her anlamda büyük bir roman. Ciltli dokuz yüz sayfa. Her yönden etkileyici. Ancak diğer takozlardan farklı olarak editörün yokluğunu hissetmiyorsunuz. Aksine her sayfada, biçim, empati ve sezgi mucizeleri var… Kutsal Oyunlar geniş bir hayal dünyasından çıkarılarak caddelerin, su kanallarının, arka sokakların, hendeklerin, chawlların, polis merkezlerinin, bastilerin, varoşların ve gökdelenlerin gerçekçi romanına dönüştürülmüş. Ram Gopal Varma filmlerinden fırlamış bir dünya; Pis Bombay Tapori argosu, kaba karakterler, çakıllı olay yerleri, kan, içki âlemleri ve fahişeler. Ancak hiçbir Varma yapımı, karakterlerin ruh halinin derinliklerine Chandra kadar inemez. Chandra bizlere sadece başkahraman olan polis memuru Sartaj Singh’i (ilk olarak Chandra’nın seçkisindeki bir hikâye olan Love and Longing in Bombay’da ortaya çıkmıştı) değil aynı zamanda yardımcısını, Singh’in annesinin Pencap ve Bölünme anılarını, Ganesh Gaitonde’un uzayıp giden otobiyografisini (belki de kitaptaki en büyüleyici karakter analizi) ve yüzlerce küçük karakter ile sokaktaki adamların zekice yapılmış tasvirlerini gösteriyor.</p> <p>Bir de olayların geçtiği mekân var. Bombay. Bir mekândan daha fazlası. Kitabın kendisi. Tüm kusurlarına, pis ve lekeli güzelliğine karşın zekice hayat veriyor. İlk başta, Chandra’nın ne kadar kolayca çok iyi bir suç romanı yazdığını görüyorsunuz. Ama bir tutam sayfadan sonra türün ötesine nasıl geçtiğini, kategorileri ve sınırları nasıl aştığını görüyorsunuz. Boğazınızda bir yumruyla, hayata ulaştığını anlıyorsunuz… Hiçbir roman bu kadarına teşebbüs etmemişti, böyle zarif, incelikli ve sakince başarıya ulaşmamıştı.</p> <p>Chandra, bu bar dansçısı şehre, bu çılgın metropole hayatının en iyi performansı yapması için dil döküyor… Kutsal Oyunlar amacına uygun bir şekilde ortaya dökülüyor. Küfürlü konuşmalar hiç bu kadar doğru ve gerekli gelmemişti. Dış tasvirler ve iç konuşmalar sanki sizin düşünceleriniz ve gözlemlerinizmişçesine gerçek. Tıpkı Birinci Sınıf Kompartımanına bomba yerleştirilmiş bir Virar Fast gibi.</p> <p>Bu, harika bir roman, belki de Bombay hakkında yazılmış en iyi kitap. Büyük Hindistan Edebiyatının kesinlikle lideri. Ayakta alkışlanmayı ve önünde eğilmeyi hak ediyor. Harika bir iş, bhidu. <strong>–Ashok Banker, Hindustan Times (Hindistan).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar, şehrim hakkında okuduğum en iyi kitap. Başka hiçbir kitabın başaramadığı şekilde Bombay’ı ele geçiriyor. Bir roman olarak değerlendirdiğimizde de şaşırtıcı bir hayal gücü zaferi olarak karşımıza çıkıyor. Kitabı okuyup bitirdikten çok sonra bile karakterler ve olaylar hafızamda solmadılar. Şimdi bile Ganesh Gaitonde rüyalarıma giriyor. Bu, şehri anlayan biri tarafından yazılmış bir Bombay kitabı. Biz Bombay’ı bilenler için çok anlam ifade ediyor. Yabancı okuyucular ya da Amerikan yorumcular için yazılmamış… Kitabın gücü, en azından benim için, uçsuz bucaksız bir griliğe yerleştirilmiş olmasından geliyor. Bombay’da siyah ya da beyaz yok. Sadece doğru ve yanlış yok. Eğer ahlaki bir kesinlik istiyorsanız, kendinize başka bir şehir bulun. <strong>– Vir Sanghvi, Hindustan Times (Hindistan).</strong></p> <p>Kasvetli Ev nasıl bir polisiye romansa Kutsal Oyunlar da aynı şekilde bir polisiye roman. Chandra, Dickens’ın katmanlara yayılma becerisini paylaşıyor. Her ikisi de orta yaşlarına, kuşku ve endişe krallığına girmek üzere olan Sartaj Singh ve Ganesh Gaitonde arasındaki düelloya dayanan ana konunun çevresinde kıvranan konuları çözüyor. Bir diğer Dickensvari yeteneği de bütün bir şehri, romanında bir karaktermiş gibi yazabilmesi ki burada söz konusu şehir Bombay (ya da Mumbai, romanda her iki isim de değişimli kullanılıyor). Aslında bu kitabın çok yüzlü yapısının en etkileyici yönlerinden biri, Bombay’ın nitelendirilmesi (yumuşak, sert, pis kokulu, büyüleyici, güzel ve rezil) ve Chandra’nın şehri ağzına kadar dolduran kalabalığı, uzak planlarla ve yakın planlarla incelemeye alması. Yani kitabın herhangi bir yerinde, okuyucu büyük, gözler önüne serilen dramayı okurken (bozulma, politik entrikalar, ulusal ve küresel dini çatışmalar, vahiy boyutunda terörist saldırılar) aynı zamanda bu dramanın içine dahil olan bireylerin mahremiyetlerine acı verici bir şekilde şahit oluyor; polis memurunun dul karısı ve iki oğlu, göz alıcı bir film yıldızına dönüşen köylü kızı, küçük çaplı bir şantajcı ve kendini kurban gibi görmesi, başarısının korkunç görkemi içinde yalnız bir gangster. ‘İnsan hayatı ile ilgili her şey burada’ diye övünüyordu eski bir gazete. Kutsal Oyunlar da öyle. Bir ustanın ihtişamı ve kapsamı, bir minyatürcünün titizliği ve yumuşaklığı ile çizilmiş. Chandra’nın bu romanı yazması yedi yılını almış. Gözlemlerindeki büyüleyici duyarlılık ve anlatıcı olarak çıkan sesinin gürlüğü sayesinde bu romanı siz de yedi kere okuyabilir ve her seferinde yeni hazineler, kaçırdığınız bazı ustalıklar bulabilirsiniz. ‘Destansı’ ve ‘klasik’ terimleri dikkatle kullanılır. Ancak hitabet, öz güven, insanlık, zarafet ve ayrıntılı gözlem bunların hammaddesiyse belki de Kutsal Oyunlar bu sıfatları hak ediyordur. <strong>– Jane Shilling, The Daily Telegraph (UK).</strong></p> <p>Chandra bir başyapıt ortaya koymuş. Okuyucu, yazarın yarattığı imge ile Bombay’a gittiği zaman edineceği imgeyi birbirinden ayıramayacak. – German Gullon, El Mundo <strong>(İspanya).</strong></p> <p>… Kutsal Oyunlar’ı okurken, bütün o kalabalık şehri avuçlarınızın içinde tuttuğunuza yemin  ettiğiniz anlar oluyor. İçinde kaybolacağınız bir roman, onunla geçirdiğiniz vakti bölen her şeye kızmanıza neden olan bir roman, yeni başlayanlara gıpta ettiğiniz bir roman, neden roman okuduğumuzu bize hatırlatan bir roman…</p> <p>Kutsal Oyunlar, bugünün havasında nefes alan bir 19. yüzyıl romanı. Parçalardan oluşan dijital kültürün sadece parçalardan oluşan bir anlatımla yakalanabileceğinde ısrarcı olanları yalanlıyor. Karakterlerden biri, Mumbai hakkında, “Buranın havası sana bir kez değdiğinde, nereye gidersen git işe yaramazsın,’ diyor. Chandra, sonsuz cömertliğinden daha azını sunan romanları, okuyucunun işine yaramaz hale getiriyor. <strong>– Charles Taylor, The Phoenix (ABD).</strong></p> <p>… Zengin bir şekilde gözler önüne serilen Mumbai… Bu şiddet dolu sahneyi alıp bir kaleydoskopa yerleştirip, bizlere seyretmemiz için sayısız motif sunuyor…</p> <p>Kutsal Oyunlar, özellikle Hindistan argosu ile dolu abartılı diliyle sözünde duruyor… Romanı okumanın en iyi yolu, romanın karşı koyulamaz akışına kendini bırakmak. – Manini Chatarjee, The Hindu <strong>(Hindistan).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar, Muhteşem Mumbai Romanı olma iddiasında bulunabilir. Mafya babası Ganesh Gaitonde ile Chandra’nın daha önceki samimi eseri Love and Longing in Bombay’daki bir karakter olan Müfettiş Sartaj Singh arasındaki kedi fare oyununu anlatan roman sadece yeraltı dünyasını değil aynı zamanda şehrin kendine özgü lehçesini, mutfağını, mahallelerini ve daha fazlasını içeriyor. <strong>–Sanjay Sipahimalani, The Indian Express (Hindistan).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar’ın okunmakla kalmayıp aynı zamanda yaşanan romanlardan biri olduğu konusuda uyarılmalısınız. Ayrıca bilmelisiniz ki Kutsal Oyunlar’ı yaşamanın Bombay’a, Mumbai’ye taşınmak anlamına geldiğini bilmelisiniz… Her şeyden ve herkesten önce Chandra geliyor: sadece okuru eğlendirmekle kalmayan, aynı zamanda birinci sayfadan itibaren yazma eyleminden müstehcen bir zevk aldığı belli olan, iş başında bir hayal yazarı… Bu seyahate çıkın ve gözlerimizi sayfadan kaldırabildiğimiz zamanlarda bizi düşündüren ve kendi kendimize “Evet, bir roman işte böyle olmalı, insanlar 19. yüzyıl romanlarından işte böyle etkileniyorlar,” dedirten şu kitaplardan birinin içine sakince girin. <strong>– ABCD (İspanya).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar öyle merak uyandırıcı ve öyle layıkıyla inşa edilmiş ki ondan kaçmanız ve günlük yaşantınıza dönmeniz çok zor… Chandra’nın romanı bizlere hayatın, bütün hayatların birer oyun olduğunu gösteriyor. Ciddi ve önemsiz, kutsal ve kâfir, zevk verici ve acı verici, tanıdık ve yabancı rollerin eşit dağıldığı bir oyun: yerde yuvarlanan zarları sadece ölüm durdurabilir. <strong>– Jesus Aguado, El Pais (İspanya).</strong></p> <p>900 küsur sayfası boyunca Kutsal Oyunlar, polis yöntemlerini, siyasi gerilimleri, modern Mumbai’nin sosyal portresini anlatıyor ve Hindistan’daki sömürge sonrası dini ve etnik kargaşalara geri dönüşler yapıyor… Chandra, hayret verici bir şekilde, tüm bu öğelere sıkı sıkı tutunuyor. Gaitonde’un çıkışları ve inişleri, kitabın göz kamaştırıcı ruhunu oluştururken, sizin birkaç keyifli hafta boyunca kendinizi kaptıracağınız bu büyük romanı günlük detaylar (bir köpeğin ölümü, bir aile gezmesi, Sartaj’ın kasvetli ev yaşantısı) oluşturuyor. <strong>– Isobel Montgomery, The Guardian (UK).</strong></p> <p>Hint yazarlar uzun zamandır muhteşem Mumbai romanı sunabilmek için uğraşıyorlar… Chandra  hepsinin toplam başarısına inanılmaz derecede yaklaşmış. Aklı zorlayan dünyası, dedektif ve gangster gerilimini, sosyal bir panoramayı, eski ve yeni Hindistan yergisini ve çok daha fazlasını içine alıyor. Bu devasa polisler, haydutlar, film yıldızları ve yatırımcılar yumağı, Dickens tadında ve Dickens uzunluğunda bir gösteri sergiliyor. <strong>– The Independent (UK).</strong></p> <p>…Bitirdiğiniz zaman Kutsal Oyunlar’ı özleyeceksiniz ama bu, sizin yeniden okumaya başlamanıza iyi bir neden olacak. <strong>Annete Bayne, The Citizen (Güney Afrika).</strong></p> <p>…Modern Bombay’a yoğun ve kalabalık hayatı veriyor… Chandra, sadece suç portresi değil aynı zamanda Hindistan portresi çizmek için türlerin ötesine geçiyor… <strong>- The First Post (UK).</strong></p> <p>Vikram Chandra’nın cüsseli kitabı… sadece harika bir anlatım değil aynı zamanda çoğunluğu son on iki yılda geçen Hindistan’ın yeraltı suç dünyası ve uluslararası entrikalar hakkında nefis bir yorum. Kısacası, unutulmaz…</p> <p>Ön plandaki bütün maceraları için, bütün rahatsız edici karakterleri için, hatta insafsız anlatımı için Kutsal Oyunlar, milliyetçilik altına gizlenmiş fanatizm hakkında rahatsız edici bir yorum olarak ciddiye alınmalıdır. Vikram Chandra milliyetçiliğin, kötülerin en son sığınağı olduğunu anlamamız için bizlere yalvarıyor. <strong>–Charles R. Larson, The Daily Star (Bangladeş).</strong></p> <p>…Modern Bombay hakkında zengin detaylara sahip, Hindistan’ı da kapsayan bir polisiye gerilim. <strong>– Katie Owen, Telegraph (UK).</strong></p> <p>…Her sayfası entrika, renk ve argo ile öylesine dopdolu ki tercümeye gerek yok. <strong>– Hephzibah Anderson, Mail on Sunday (UK).</strong></p> <p>Vikram Chandra neredeyse imkansızı başarmış. Yabancı dillerden, geleneklerden ve biçimlerden oluşan bir dünya inşa etmiş, hiçbir özür ya da açıklamaya ihtiyaç duymaksızın her sayfada bunu sunmuş ve tamamen inandırıcı bir evren yaratmış. İşin doğrusu, bu dünya gerçekten var ve bu dünyanın aslında günümüzün Hindistan’ı olduğu gerçeği yazarın başarısını daha da şaşırtıcı kılıyor… Doğrudan bir polisiye drama olarak kurnazca gizlenmiş romanda Chandra kendini buluyor, “etkileyici skandalları, acı verici çöküşleri, gaddarca küflü adaletsizliği… göz alıcılığı ve çürümüşlüğü…” içinde “yaşlı ve tedavi edilmiş günahkar” Hindistan’ı ortaya çıkaran anlatım gücünü çalıştırıyor. Chandra, şantaj, ihanet ve kurşundan oluşan kanlı eğlenceyle sonuçlanan polisiye öğelere yoğunlaşmaktan mutlu olabilir ama yaptığı işte, hikayenin konusunu özlü köklerinden daha yukarılara kaldıran bir ağırlık ve tutku var. Kutsal Oyunlar’ın engin genişliği, “rastlantısal olarak birbirleri ile karşılaşan ve birbirlerine etki eden, birbirlerinin hayatlarını parçalayan” olaylardan ve insanlardan oluşan Dickensvari bir dünya manzarası sergiliyor. Kutsal Oyunlar da tıpkı Hindistan gibi çok büyük, göz korkutucu ve şiddetli ve yine Hindistan gibi hep bir arada orijinal ve özel bir şey olmak için birçok özelliğini dokumayı başarıyor. <strong>– Corey Redecop, Winnipeg Free Press (Kanada).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar, Vikram Chandra’nın takıntılı bir şekilde okuduğumuz, elimizden bırakamadığımız, kocaman yeni kitabı… Kapağını bir kere açtığınız zaman size sahip oluyor… Bu kitabı polisiye bir roman olarak geçiştirmek, Suç ve Ceza’yı bir gerilim romanı olarak adlandırmaya benzer. Kutsal Oyunlar, psikolojik romanın tanımıdır: Bu karakterler, güdülerini sorgulamadan, eylemlerine Büyük Çark’ta bir yer bulmadan, ahlaki mecburiyetlerini bilemeden bir fincan çay içmezler. Hayat dediğimiz bu küçük şeyin üstündeki ellerimizi çekmemiz mümkün mü? Yaşlanmanın doğal etkisi bu mudur? Çaba sarf etmek yanlış mıdır? Seni daha mı az insan yapar yoksa daha mı fazla? Bunun gibi sorular, ,işli turuncu bir örtüdeki sayısız minik aynalar gibi hikayenin kumaşına saçılmış… Bu kitabı okumak, ülkenin, özellikle Chandra’nın sevgili Mumbai’sinin ve onun varoşlarının dokusunu görebilmeniz için iç gözünüzü açarken bunların ötesini de gösteriyor: manzaranın hatlarını, dağları, çamurlu çiftlikleri, güçlükle kontrol altına alınabilen göz alıcı kaosu. Chandra’nın kitabı, başka türlüsü kibirlilik olacak şekilde, tam kıvamına gelene dek Pencapça, Hintçe ve diğer Hint dillerinde (Sözlük sağ olsun) baharatlaması, bana Cormac McCarthy’nin Border Triology’sindeki İspanyolca diyaloğu hatırlatıyor. Sanki yurt dışında yaşıyormuş gibi bir his: içerik bir yana dil kendinizi orada hissettiriyor…</p> <p>Kutsal Oyunlar kocaman, hırs kadar büyük, sevgi kadar tüketici, tutku kadar derin ve Hindistan kadar heybetli. Ona kalbinizi açın, bhai, sizi içine çekecektir. <strong>– Erica Eisdorfer, The Carrboro Citizen (Kanada).</strong></p> <p>Chandra, okuyucuyu zengin ve tamamıyla ikna edici bir dünyaya daldırıyor… Kutsal Oyunlar, her bir eylemin, öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir şekilde dallanıp budaklanarak dalgalar yaydığını öne sürüyor. Böyle bir görüşün içinde, politikanın ve etnik bölünmelerin, hınç ve kan davasının ahmaklığına ışık tutuluyor. Bu, Hindistan’ın dünyaya en büyük manevi hediyesi olan karmanın anlayışıdır. Chandra’nın emsalsiz başarısı, bu anlayışı polisiye romana uygulamak ve vaka kapandıktan çok sonra da okuyucu ile birlikte kalmaya devam eden, birbirlerinin içine geçerek dokunmuş hayatların anıtsal portrelerini yaratmak. <strong>–Thomas Warthon, The Globe and Mail (Kanada).</strong></p> <p>Vikram Chandra’nın seçkin polislerinin ve soyguncularının masalı, çağdaş Hint romanının kalıplarını yıkarak Mumbai’ye bütün kaosu ile birlikte hayat veriyor… Viktorya döneminin popüler romanları, miras ve evlilik masallarından vazgeçemezken günümüzün popüler romanları polisiyeden vazgeçemezler. Kutsal Oyunlar da bir polis ve haydut romanı ancak çok büyük ve seçkin kurgulanmış…</p> <p>Kutsal Oyunlar’daki karakterler, bir durumun ya da fikrin hepsinin takıntılı bir şekilde seyrettikleri Bollywood filmlerindeki ışıltılı ve abartılı melodrama çok benzediğini anlatmak için sık sık “Bu tam bir film klişesi” diyorlar. Sık sık merak uyandıran Kutsal Oyunlar ise asla bir film klişesi değil. Her ne kadar bu romanın etleri, polisiye bir hikâyenin kemiklerine sarılsa da ve içinde birçok suç hikâyeleri bulunsa da kitap aslında bütün enerjisi ve edepsizliği ile çağdaş Hindistan’a tutkulu bir övgü niteliği taşımakta. Bir aile destanı olmadığı için Hindistan edebi romanlarındaki klişelerden kaçınılmış.  Bu kitapta, renkli, sürekli ağız dalaşı yapan, azarlayan, etrafta dolanıp duran teyzelerle dolu çürümekte olan koloni malikânesi ve zeki olmayan, hırslı, benliğini kaybetme pahasına İngiliz hayranı olan genç delikanlılar yok. Chandra’nın karakterleri çok daha modern ve içinde bulundukları Mumbai de evrenin merkezi. Chandra’nın “ek” olarak adlandırdığı, perde aralarındaki hikayeleri anlatılan bazı küçük oyuncular, kumaşı daha da genişletiyor. Bunların içinde, Londra’daki İslamcı militanlarla çalışan çift taraflı bir ajan, Virginia banliyösünde yaşayan genç bir kız ve en sürükleyici olarak önce bursu bir öğrenci, sonra Marksist bir gerilla ve sonra küçük çaplı bir çete lideri olan köy çocuğu var. Kitabın sonlarına doğru, Mumbai’ye karşı olan tehdit giderek yaklaşırken Sartaj ve Gaitonde arasındaki benzerlik daha açık ve belirgin hale geliyor ve Kutsal Oyunlar’a, bugünün büyük ve boş romanlarında az rastlanan tatmin edici bir bütünlük kazandırıyor. Chandra’nın Mumbai’sine karşı en büyük tehdidin, tarikatçı akımlardan bocalayan laik demokrasiye tutunmaya çalışan bir ulusun içindeki dini uyuşmazlıklar olduğu görünüyor. Sartaj’ın annesinin sevgili ablasının 1940’lardaki Hindistan ve Pakistan bölünmesi ile sonuçlanan Hindu-Müslim çatışmaları sırasında kaybolması ve 1990’ların başında Babri Camisinin yıkılmasını takip eden huzursuzlukla kendini yeniden şekillendiren Mumbai, Kutsal Oyunlar’da anlatılıyor. Fakat Chandra daha derinlere iniyor. Ona göre savaş asında yaşam ve ölüm arasında, bu dünyanın kaotik, kusurlu ve acı verici olması gerektiğini anlayanlarla düzen, sükûnet ve saflık arzulayanlar arasında. Bu savaşlar da çok tehlikeli. Sonuç olarak yapılması gereken seçim, inananlar ve sadakatsizler ya da iyi ve şeytani arasında değil, Mumbai ve mezar arasında. <strong>– Laura Miller, Salon.com (ABD).</strong></p> <p>Kutsal Oyunlar’daki Mumbai, göründüğü gibi değil. Şehrin balçıklı ve tüyler ürpertici karanlık taraflarını tasvir ederken, Mumbaililerin Mumbai hakkındaki inançlarını şiddetle yırtıp atıyor. Altın kaplı kaldırımları unutun. Caddelerde kaldırım hiç yok. Açık görüşlülüğü ve misafirperverliği ile ünlü olan şehrin, orta sınıf sakinlerinin inandıkları gibi hiç olamadığı ortaya çıkıyor.</p> <p>Yine de şehre karşı dürüst olan Kutsal Oyunlar, Mumbai için yazılmış bir aşk şarkısı. Hiçbir romanda şehir, içinde yaşayanlar ve tutkuları böyle ayrıntılı çizilmiyor. Ortaya çıkan fotoğraf şirinlikten çok uzak olsa da sonuçta güzel bir Mumbai görünüyor. <strong>– Hindustan Times Sunday (Hindistan).</strong></p>
  • Açıklama
    • Bir Netflix orijinal dizisi
      “KUTSAL OYUNLAR eline alması kadar bırakması da güç bir kitap.”
      — New York Times Kitap Eleştirisi

      “Cesur, zinde ve büyük… KUTSAL OYUNLAR hırsları kadar olağanüstü başarısı için de övgüleri hak ediyor.”
      — Maureen Corrigan, NPR Fresh Air.

      Yedi senede üretilen Kutsal Oyunlar, sıra dışı zenginliğe ve güce sahip bir destan. Vikram Chandra’nın romanı okuyucuyu Müfettiş Sartaj Singh’in hayatının ve Hindistan’ın en çok aranan gangsteri Ganesh Gaitonde’un yeraltı suç dünyasının derinliklerine götürüyor. Mumbai polis kuvvetlerindeki sayılı Sih’ten biri olan Sartaj, türbanı, sakalı ve pantolonunun kesimiyle özdeşleştirilmeye alışmıştır. Fakat “ipekli Sih” artık kırkını geçmiş, evliliği sona ermiş ve kariyeri ile ilgili beklentileri inişe geçmiştir. Sartaj, G-Çetesi’nin efsanevi patronunun gizli barınağını hakkında isimsiz bir ipucu aldığında, ödülü alan kişinin kendi olacağını kafasına koyar. Vikram Chandra’nın hevesle beklenen yeni romanı, dostluk ve ihanetin, korkunç şiddetin, hayret uyandırıcı modern şehrin ve onun arka yüzünün muhteşem bir hikâyesi. On dokuzuncu yüzyıl klasiklerinden, gizem romanlarından, Bollywood filmlerinden, Chandra’nın kendi hayatından ve Mumbai sokaklarındaki araştırmalardan esinlenen Kutsal Oyunlar, nasıl bir hayat yaşadığımızı çarpıcı bir gerçeklikle anımsatırken iyi bir edebi eserin zekâsı ve duygusal derinliği ile de yankı uyandırıyor.

      Yorumlar
      “KUTSAL OYUNLAR eline alması kadar bırakması da güç bir kitap.” (New York Times Kitap Eleştirisi)

      “Sayfa sayfa beni bulunduğum yerden ve andan kopartıp alıyor.” (Sven Birkerts, Boston Sunday Globe)

      “Chandra karakterlerine şaşırtıcı, nabız artırıcı, hatalara açık bir insanlık veriyor.” (Sandip Roy, San Francisco Chronicle)

      “Büyüleyici…Olağanüstü...Kaotik ve berrak bir bütünlük.” (Entertainment Weekly)

      “Chandra… kuralları ne zaman yıkacağını ve onlara ne zaman uyacağını çok iyi biliyor… Chandra’nın dehası, onun okuyucusuna olan inancında.” (Los Angeles Times)

      “Tutkulu, kapsamlı… 19. yüzyıl romanlarının çekiciliği ile modern polisiye yöntemlerini bir araya getiriyor.” (People)

      “Tarz bükücü, çok katmanlı bir destan… Temposu ve ayrıntıları ustaca planlanmış… Saf bir eğlence fantezisi.” (Elle)

      “Görkemli bir şekilde resmedilen, sıcaktan sırılsıklam şehir kadar kapsamlı.” (New York Times)

      “Cesur, zinde ve büyük… KUTSAL OYUNLAR hırsları kadar olağanüstü başarısı için de övgüleri hak ediyor.” (Maureen Corrigan, NPR's Fresh Air)

      “Anıtsal…Chandra zekice çağrıştırıyor...Mumbai...tüm coşkulu kaosu ile birlikte.” (Wall Street  Journal)

      Yazar Hakkında
      Vikram Chandra is the author of the novel Red Earth and Pouring Rain (Commonwealth Writers' Prize; David Higham Prize), and the short story collection Love and Longing in Bombay (Commonwealth Writers' Prize; New York Times Notable Book). Born in New Delhi, he divides his time between Mumbai and Berkeley, where he teaches at the University of California. Vikram Chandra Red Earth ve Pouring Rain (Commonwealth Writers Ödülü; David Higham Ödülü) romanlarının ve Love and Longing in Bombay kısa hikayeler derlemesinin (Commonwealth Writers Ödülü; New York Times Dikkate Değer Kitaplar) yazarıdır.New Delhi’de doğan yazar zamanını Mumbai ve University of California’da öğretmenlik yaptığı Berkley arasında bölüştürerek geçirmektedir.

      Netflix’teki ilk Hindistan televizyon dizisi

      “Yılın Kitabı,” The Independent (UK)
      “Yılın En İyi Yirmi Kitabı,” Le Point (Fransa)
      “Yılın Kitabı,” Financial Times (UK)
      “Ayın Seçkisi,” Ocak 2007, Booksense (ABD)
      “2006 Yılının En İyi 10 Asya Kitabı,” Time (Asya Baskısı)
      “2006 Yılı En İyi Roman,” Guardian (ABD)
      “2006 Yılı Roman Listesi,” Bloomberg.com (ABD)
      “Dikkate Değer Kitaplar,” Sahara Time (Hindistan)
      “Yılın Kitabı,” Business Standard (Hindistan)
      “En İyi Kitaplar,” Man’s World (Hindistan)
      “Onur Listesi,” The Financial Express (Hindistan)
      “Dikkate Değer Kitaplar,” San Francisco Chronicle (ABD)
      Hutch Crossword 2006 En İyi İngilizce Roman Birincilik Ödülü
      2007 Salon Book Birincilik Ödülü
      Ulusal Kitap Eleştiri Grubu Roman Ödülü Finalisti

      Kutsal Oyunlar, suç, polisiye ve gerilim öğeleri içeren bir edebi roman. Deneyimli ve şüpheci bir Bombay polis memuru olan Sartaj Singh bir sabah isimsiz bir ihbar alır. Bir ses ona, G-Çetesi’nin suç baronu muhteşem Ganesh Gaitonde’u yakalama fırsatı vaat etmektedir.

      Sartaj ve Ganesh’in karşı karşıya gelişleri, bu hamasi romanın özünü oluşturmakta. Olaylar geliştikçe ve Sartaj Avı hakkında daha fazla bilgi edindikçe, iki oyuncunun da içinde bulundukları oyunun aslında çok daha büyük bir senaryonun bir parçası olduğu, şehrin sınırlarını aşıp gezegeni kapsadığı ortaya çıkar. Vikram Chandra bu hikâyeyi temel alarak, ciddi ve popüler arasında köprü kuran, 19. yüzyılın muhteşem ve büyük romanlarını anımsatan gösterişli ve neşeli bir anlatım inşa etmekte.

      Kutsal Oyunlar birçok farklı manzaranın içinden geçiyor: bir polis memuru âşık olur; genç bir kadın, film yıldızı olabilmek için büyük şehre gelir; genç bir kız, siyasi kaos ve toplu katliamın ortasında kalan ailesinin başına gelenleri anlamaya çalışır; dul bir kadın, yoksullukla ve oğullarının yaşamlarını alt üst eden şehrin baskısı ile savaşır; eğitimi yeni biten, deneyimsiz bir istihbarat ajanı askeri devriyeyi Himalaya tepelerinin kasvetli soğuklarına sürükler; kurnaz, zeki bir kadın kadınların acıları hakkında televizyon programı yapmak için oldukça şaibeli bir para alır; polis ve yerel siyasetçiler tarafından kovalanan idealist bir üniversite mezunu, Maoist gerillaların saflarına katılır; sağ görüşlü dini bir lider, Bombay halkı için çok büyük bir yagna ya da kurban töreni düzenler; ünlü, gaddar bir mafya babası, çetesini zaferden zafere götürür ve istediğini elde etmenin tuhaf boşluğunu keşfeder.

      Aynı anda hem sıradan hem de sıra dışı olan bütün bu hayatlar birbirlerinin çevresinden ve içinden akarak romanın biçimini oluşturuyor, Love and Longing in Bombay’ın son sözleri ise “yaşamanın” önemini savunuyor.

      Hutch Crossword 2006 En İyi İngilizce Roman Ödülleri jürisinin övgüsü:

      Vikram Chandra’nın Kutsal Oyunlar’ı Hutch Crossword İngilizce Roman Ödülünü kazandı çünkü gerçek ten birinci sınıf eserlerle dolu bu alanda jüri bu eserin yılın romanı olduğuna oybirliği ile karar verdi.

      Kutsal Oyunlar, içinde geçtiği şehir gibi aşk, suç, birbirinin yerini alma, hırs, ahlaki ikilemler, hayat ve ölüm hikâyeleri ile dolu. Vikram Chandra, yaklaşık bin sayfanın içinde her biri birbirinden etkileyici, her biri kendi akışı içinde birbirinin içine karışmış, şiddetli ve olağanüstü istikrarlı birçok üslubu bir arada dokuyabilmeyi başarmış. Müfettiş Sartaj Singh’in mafya babası Ganesh Gaitonde’un izini sürüşü, günümüzün en iyi polisiye gerilim hikâyelerinden biri. Para için yazılan kitaplar kadar süratli, bir destan kadar büyük ve iddialı. Vikram Chandra, karakterlerinin yaşamlarındaki her ayrıntıyı ve inceliği yakalayabilen bir yakın plan çekim uzmanı, roman ise küçük bir ekran. Okuyucu, Crossword kitapevinin kitaplığında yer alan hikâyelerin hepsinden daha fazlasını anlatan bu romanın anlatım gücüne kapılıyor. Romanın içine katılmış, geçmişe uzanan kısa hikâyeler, diğer bir deyişle “ekler”, kitabın ana temasının akışını besleyen yan öyküler olarak görev yapıyorlar.

      Gerçek bir başyapıt. Okurları üzerindeki çarpıcı etkisi yanı sıra, büyüleyici bir metropolü, içindeki binlerce insanla birlikte gerçek kılmasıyla, öte yandan İngilizceyi ve Hintçeyi sorgulayarak, bir deyişle otantikliğin saçma ve asılsız görünen dünyasını tüm okurların gözleri önüne sermesiyle tam anlamıyla muazzam bir eser. Yolundan şaşmayan, pişmanlık duymayan, ağdasız ve cüretkar dili ile okurlarına keyif veren harikulade bir kitap. İnançsızlığı askıya aldırmadan, inandırıcılığı bir erdem olarak benimsemiş bu destansı roman, okurlarına, içinde yaşayabilecekleri engin dünyalar sunuyor.- Anita Roy, Mukul Kesavan, Shoma Chaudhury

      Takdirname, Salon Book Ödülleri, 2007:
      Chandra’nın çok büyük, heyecanlandırıcı ikinci romanının başında, Mumbai’nin en namlı gangsteri polisle girdiği silahlı çatışmadan sonra tuhaf, küp biçimli bir sığınakta ölür; kitabın geri kalan kısmı da bize bunun nedenini anlatmaktadır. Gerçeği ortaya çıkarmakla görevli kişi, terbiyeli, ora yaşlı Sih polis dedektifi Sartaj Singh’dir. Sartaj, acımasızlık ve canlılıkta Dickens’ın Londra’sına rakip olan pis, delirtici, ihtişamlı şehirde ipuçlarını takip eder. Mumbai zorlu, değersiz, Bollywood hayalleri ile sarhoş ve kendi pis havasından boğuluyor olsa da bu hikâyenin gerçek kahramanıdır; Her ne kadar bu şehir onu korkutsa da Chandra’nın onu delicesine sevdiği belli. Kötü adam aslında suçlu değil. Ancak fanatikliğin her şekli, ölümle yaşam arasındaki savaş, bu dünyanın kaotik, kusurlu ve acı verici olduğunu anlayanlarla düzen, sükûnet ve saflık isteyenler arasındaki savaş onu çok tehlikeli hale getiriyor. – Salon.com

      Bu an, kaydedilmeli. Bu, Hint İngiliz edebiyatının dönüm noktası. Onlarca yıl sonra dönüp en iyi çağdaş romanlar listesine baktığımızda Kutsal Oyunlar başlığı ağzımızdan neşeyle ve saygıyla dökülecek. Bu nedenle Vikram Chandra’yı dinleyelim. Edebiyatın en ustaca işini, büyük bir suç romanı, muhteşem bir şehir romanı, şimdiye kadar bu ölçekte hiç denenmemiş ve böyle ustaca başarılamamış bir Hindistan’ın milenyumun sonundaki ruh halini keşif romanı yazmış.

      Bu, her anlamda büyük bir roman. Ciltli dokuz yüz sayfa. Her yönden etkileyici. Ancak diğer takozlardan farklı olarak editörün yokluğunu hissetmiyorsunuz. Aksine her sayfada, biçim, empati ve sezgi mucizeleri var… Kutsal Oyunlar geniş bir hayal dünyasından çıkarılarak caddelerin, su kanallarının, arka sokakların, hendeklerin, chawlların, polis merkezlerinin, bastilerin, varoşların ve gökdelenlerin gerçekçi romanına dönüştürülmüş. Ram Gopal Varma filmlerinden fırlamış bir dünya; Pis Bombay Tapori argosu, kaba karakterler, çakıllı olay yerleri, kan, içki âlemleri ve fahişeler. Ancak hiçbir Varma yapımı, karakterlerin ruh halinin derinliklerine Chandra kadar inemez. Chandra bizlere sadece başkahraman olan polis memuru Sartaj Singh’i (ilk olarak Chandra’nın seçkisindeki bir hikâye olan Love and Longing in Bombay’da ortaya çıkmıştı) değil aynı zamanda yardımcısını, Singh’in annesinin Pencap ve Bölünme anılarını, Ganesh Gaitonde’un uzayıp giden otobiyografisini (belki de kitaptaki en büyüleyici karakter analizi) ve yüzlerce küçük karakter ile sokaktaki adamların zekice yapılmış tasvirlerini gösteriyor.

      Bir de olayların geçtiği mekân var. Bombay. Bir mekândan daha fazlası. Kitabın kendisi. Tüm kusurlarına, pis ve lekeli güzelliğine karşın zekice hayat veriyor. İlk başta, Chandra’nın ne kadar kolayca çok iyi bir suç romanı yazdığını görüyorsunuz. Ama bir tutam sayfadan sonra türün ötesine nasıl geçtiğini, kategorileri ve sınırları nasıl aştığını görüyorsunuz. Boğazınızda bir yumruyla, hayata ulaştığını anlıyorsunuz… Hiçbir roman bu kadarına teşebbüs etmemişti, böyle zarif, incelikli ve sakince başarıya ulaşmamıştı.

      Chandra, bu bar dansçısı şehre, bu çılgın metropole hayatının en iyi performansı yapması için dil döküyor… Kutsal Oyunlar amacına uygun bir şekilde ortaya dökülüyor. Küfürlü konuşmalar hiç bu kadar doğru ve gerekli gelmemişti. Dış tasvirler ve iç konuşmalar sanki sizin düşünceleriniz ve gözlemlerinizmişçesine gerçek. Tıpkı Birinci Sınıf Kompartımanına bomba yerleştirilmiş bir Virar Fast gibi.

      Bu, harika bir roman, belki de Bombay hakkında yazılmış en iyi kitap. Büyük Hindistan Edebiyatının kesinlikle lideri. Ayakta alkışlanmayı ve önünde eğilmeyi hak ediyor. Harika bir iş, bhidu. –Ashok Banker, Hindustan Times (Hindistan).

      Kutsal Oyunlar, şehrim hakkında okuduğum en iyi kitap. Başka hiçbir kitabın başaramadığı şekilde Bombay’ı ele geçiriyor. Bir roman olarak değerlendirdiğimizde de şaşırtıcı bir hayal gücü zaferi olarak karşımıza çıkıyor. Kitabı okuyup bitirdikten çok sonra bile karakterler ve olaylar hafızamda solmadılar. Şimdi bile Ganesh Gaitonde rüyalarıma giriyor. Bu, şehri anlayan biri tarafından yazılmış bir Bombay kitabı. Biz Bombay’ı bilenler için çok anlam ifade ediyor. Yabancı okuyucular ya da Amerikan yorumcular için yazılmamış… Kitabın gücü, en azından benim için, uçsuz bucaksız bir griliğe yerleştirilmiş olmasından geliyor. Bombay’da siyah ya da beyaz yok. Sadece doğru ve yanlış yok. Eğer ahlaki bir kesinlik istiyorsanız, kendinize başka bir şehir bulun. – Vir Sanghvi, Hindustan Times (Hindistan).

      Kasvetli Ev nasıl bir polisiye romansa Kutsal Oyunlar da aynı şekilde bir polisiye roman. Chandra, Dickens’ın katmanlara yayılma becerisini paylaşıyor. Her ikisi de orta yaşlarına, kuşku ve endişe krallığına girmek üzere olan Sartaj Singh ve Ganesh Gaitonde arasındaki düelloya dayanan ana konunun çevresinde kıvranan konuları çözüyor. Bir diğer Dickensvari yeteneği de bütün bir şehri, romanında bir karaktermiş gibi yazabilmesi ki burada söz konusu şehir Bombay (ya da Mumbai, romanda her iki isim de değişimli kullanılıyor). Aslında bu kitabın çok yüzlü yapısının en etkileyici yönlerinden biri, Bombay’ın nitelendirilmesi (yumuşak, sert, pis kokulu, büyüleyici, güzel ve rezil) ve Chandra’nın şehri ağzına kadar dolduran kalabalığı, uzak planlarla ve yakın planlarla incelemeye alması. Yani kitabın herhangi bir yerinde, okuyucu büyük, gözler önüne serilen dramayı okurken (bozulma, politik entrikalar, ulusal ve küresel dini çatışmalar, vahiy boyutunda terörist saldırılar) aynı zamanda bu dramanın içine dahil olan bireylerin mahremiyetlerine acı verici bir şekilde şahit oluyor; polis memurunun dul karısı ve iki oğlu, göz alıcı bir film yıldızına dönüşen köylü kızı, küçük çaplı bir şantajcı ve kendini kurban gibi görmesi, başarısının korkunç görkemi içinde yalnız bir gangster. ‘İnsan hayatı ile ilgili her şey burada’ diye övünüyordu eski bir gazete. Kutsal Oyunlar da öyle. Bir ustanın ihtişamı ve kapsamı, bir minyatürcünün titizliği ve yumuşaklığı ile çizilmiş. Chandra’nın bu romanı yazması yedi yılını almış. Gözlemlerindeki büyüleyici duyarlılık ve anlatıcı olarak çıkan sesinin gürlüğü sayesinde bu romanı siz de yedi kere okuyabilir ve her seferinde yeni hazineler, kaçırdığınız bazı ustalıklar bulabilirsiniz. ‘Destansı’ ve ‘klasik’ terimleri dikkatle kullanılır. Ancak hitabet, öz güven, insanlık, zarafet ve ayrıntılı gözlem bunların hammaddesiyse belki de Kutsal Oyunlar bu sıfatları hak ediyordur. – Jane Shilling, The Daily Telegraph (UK).

      Chandra bir başyapıt ortaya koymuş. Okuyucu, yazarın yarattığı imge ile Bombay’a gittiği zaman edineceği imgeyi birbirinden ayıramayacak. – German Gullon, El Mundo (İspanya).

      … Kutsal Oyunlar’ı okurken, bütün o kalabalık şehri avuçlarınızın içinde tuttuğunuza yemin  ettiğiniz anlar oluyor. İçinde kaybolacağınız bir roman, onunla geçirdiğiniz vakti bölen her şeye kızmanıza neden olan bir roman, yeni başlayanlara gıpta ettiğiniz bir roman, neden roman okuduğumuzu bize hatırlatan bir roman…

      Kutsal Oyunlar, bugünün havasında nefes alan bir 19. yüzyıl romanı. Parçalardan oluşan dijital kültürün sadece parçalardan oluşan bir anlatımla yakalanabileceğinde ısrarcı olanları yalanlıyor. Karakterlerden biri, Mumbai hakkında, “Buranın havası sana bir kez değdiğinde, nereye gidersen git işe yaramazsın,’ diyor. Chandra, sonsuz cömertliğinden daha azını sunan romanları, okuyucunun işine yaramaz hale getiriyor. – Charles Taylor, The Phoenix (ABD).

      … Zengin bir şekilde gözler önüne serilen Mumbai… Bu şiddet dolu sahneyi alıp bir kaleydoskopa yerleştirip, bizlere seyretmemiz için sayısız motif sunuyor…

      Kutsal Oyunlar, özellikle Hindistan argosu ile dolu abartılı diliyle sözünde duruyor… Romanı okumanın en iyi yolu, romanın karşı koyulamaz akışına kendini bırakmak. – Manini Chatarjee, The Hindu (Hindistan).

      Kutsal Oyunlar, Muhteşem Mumbai Romanı olma iddiasında bulunabilir. Mafya babası Ganesh Gaitonde ile Chandra’nın daha önceki samimi eseri Love and Longing in Bombay’daki bir karakter olan Müfettiş Sartaj Singh arasındaki kedi fare oyununu anlatan roman sadece yeraltı dünyasını değil aynı zamanda şehrin kendine özgü lehçesini, mutfağını, mahallelerini ve daha fazlasını içeriyor. –Sanjay Sipahimalani, The Indian Express (Hindistan).

      Kutsal Oyunlar’ın okunmakla kalmayıp aynı zamanda yaşanan romanlardan biri olduğu konusuda uyarılmalısınız. Ayrıca bilmelisiniz ki Kutsal Oyunlar’ı yaşamanın Bombay’a, Mumbai’ye taşınmak anlamına geldiğini bilmelisiniz… Her şeyden ve herkesten önce Chandra geliyor: sadece okuru eğlendirmekle kalmayan, aynı zamanda birinci sayfadan itibaren yazma eyleminden müstehcen bir zevk aldığı belli olan, iş başında bir hayal yazarı… Bu seyahate çıkın ve gözlerimizi sayfadan kaldırabildiğimiz zamanlarda bizi düşündüren ve kendi kendimize “Evet, bir roman işte böyle olmalı, insanlar 19. yüzyıl romanlarından işte böyle etkileniyorlar,” dedirten şu kitaplardan birinin içine sakince girin. – ABCD (İspanya).

      Kutsal Oyunlar öyle merak uyandırıcı ve öyle layıkıyla inşa edilmiş ki ondan kaçmanız ve günlük yaşantınıza dönmeniz çok zor… Chandra’nın romanı bizlere hayatın, bütün hayatların birer oyun olduğunu gösteriyor. Ciddi ve önemsiz, kutsal ve kâfir, zevk verici ve acı verici, tanıdık ve yabancı rollerin eşit dağıldığı bir oyun: yerde yuvarlanan zarları sadece ölüm durdurabilir. – Jesus Aguado, El Pais (İspanya).

      900 küsur sayfası boyunca Kutsal Oyunlar, polis yöntemlerini, siyasi gerilimleri, modern Mumbai’nin sosyal portresini anlatıyor ve Hindistan’daki sömürge sonrası dini ve etnik kargaşalara geri dönüşler yapıyor… Chandra, hayret verici bir şekilde, tüm bu öğelere sıkı sıkı tutunuyor. Gaitonde’un çıkışları ve inişleri, kitabın göz kamaştırıcı ruhunu oluştururken, sizin birkaç keyifli hafta boyunca kendinizi kaptıracağınız bu büyük romanı günlük detaylar (bir köpeğin ölümü, bir aile gezmesi, Sartaj’ın kasvetli ev yaşantısı) oluşturuyor. – Isobel Montgomery, The Guardian (UK).

      Hint yazarlar uzun zamandır muhteşem Mumbai romanı sunabilmek için uğraşıyorlar… Chandra  hepsinin toplam başarısına inanılmaz derecede yaklaşmış. Aklı zorlayan dünyası, dedektif ve gangster gerilimini, sosyal bir panoramayı, eski ve yeni Hindistan yergisini ve çok daha fazlasını içine alıyor. Bu devasa polisler, haydutlar, film yıldızları ve yatırımcılar yumağı, Dickens tadında ve Dickens uzunluğunda bir gösteri sergiliyor. – The Independent (UK).

      …Bitirdiğiniz zaman Kutsal Oyunlar’ı özleyeceksiniz ama bu, sizin yeniden okumaya başlamanıza iyi bir neden olacak. Annete Bayne, The Citizen (Güney Afrika).

      …Modern Bombay’a yoğun ve kalabalık hayatı veriyor… Chandra, sadece suç portresi değil aynı zamanda Hindistan portresi çizmek için türlerin ötesine geçiyor… - The First Post (UK).

      Vikram Chandra’nın cüsseli kitabı… sadece harika bir anlatım değil aynı zamanda çoğunluğu son on iki yılda geçen Hindistan’ın yeraltı suç dünyası ve uluslararası entrikalar hakkında nefis bir yorum. Kısacası, unutulmaz…

      Ön plandaki bütün maceraları için, bütün rahatsız edici karakterleri için, hatta insafsız anlatımı için Kutsal Oyunlar, milliyetçilik altına gizlenmiş fanatizm hakkında rahatsız edici bir yorum olarak ciddiye alınmalıdır. Vikram Chandra milliyetçiliğin, kötülerin en son sığınağı olduğunu anlamamız için bizlere yalvarıyor. –Charles R. Larson, The Daily Star (Bangladeş).

      …Modern Bombay hakkında zengin detaylara sahip, Hindistan’ı da kapsayan bir polisiye gerilim. – Katie Owen, Telegraph (UK).

      …Her sayfası entrika, renk ve argo ile öylesine dopdolu ki tercümeye gerek yok. – Hephzibah Anderson, Mail on Sunday (UK).

      Vikram Chandra neredeyse imkansızı başarmış. Yabancı dillerden, geleneklerden ve biçimlerden oluşan bir dünya inşa etmiş, hiçbir özür ya da açıklamaya ihtiyaç duymaksızın her sayfada bunu sunmuş ve tamamen inandırıcı bir evren yaratmış. İşin doğrusu, bu dünya gerçekten var ve bu dünyanın aslında günümüzün Hindistan’ı olduğu gerçeği yazarın başarısını daha da şaşırtıcı kılıyor… Doğrudan bir polisiye drama olarak kurnazca gizlenmiş romanda Chandra kendini buluyor, “etkileyici skandalları, acı verici çöküşleri, gaddarca küflü adaletsizliği… göz alıcılığı ve çürümüşlüğü…” içinde “yaşlı ve tedavi edilmiş günahkar” Hindistan’ı ortaya çıkaran anlatım gücünü çalıştırıyor. Chandra, şantaj, ihanet ve kurşundan oluşan kanlı eğlenceyle sonuçlanan polisiye öğelere yoğunlaşmaktan mutlu olabilir ama yaptığı işte, hikayenin konusunu özlü köklerinden daha yukarılara kaldıran bir ağırlık ve tutku var. Kutsal Oyunlar’ın engin genişliği, “rastlantısal olarak birbirleri ile karşılaşan ve birbirlerine etki eden, birbirlerinin hayatlarını parçalayan” olaylardan ve insanlardan oluşan Dickensvari bir dünya manzarası sergiliyor. Kutsal Oyunlar da tıpkı Hindistan gibi çok büyük, göz korkutucu ve şiddetli ve yine Hindistan gibi hep bir arada orijinal ve özel bir şey olmak için birçok özelliğini dokumayı başarıyor. – Corey Redecop, Winnipeg Free Press (Kanada).

      Kutsal Oyunlar, Vikram Chandra’nın takıntılı bir şekilde okuduğumuz, elimizden bırakamadığımız, kocaman yeni kitabı… Kapağını bir kere açtığınız zaman size sahip oluyor… Bu kitabı polisiye bir roman olarak geçiştirmek, Suç ve Ceza’yı bir gerilim romanı olarak adlandırmaya benzer. Kutsal Oyunlar, psikolojik romanın tanımıdır: Bu karakterler, güdülerini sorgulamadan, eylemlerine Büyük Çark’ta bir yer bulmadan, ahlaki mecburiyetlerini bilemeden bir fincan çay içmezler. Hayat dediğimiz bu küçük şeyin üstündeki ellerimizi çekmemiz mümkün mü? Yaşlanmanın doğal etkisi bu mudur? Çaba sarf etmek yanlış mıdır? Seni daha mı az insan yapar yoksa daha mı fazla? Bunun gibi sorular, ,işli turuncu bir örtüdeki sayısız minik aynalar gibi hikayenin kumaşına saçılmış… Bu kitabı okumak, ülkenin, özellikle Chandra’nın sevgili Mumbai’sinin ve onun varoşlarının dokusunu görebilmeniz için iç gözünüzü açarken bunların ötesini de gösteriyor: manzaranın hatlarını, dağları, çamurlu çiftlikleri, güçlükle kontrol altına alınabilen göz alıcı kaosu. Chandra’nın kitabı, başka türlüsü kibirlilik olacak şekilde, tam kıvamına gelene dek Pencapça, Hintçe ve diğer Hint dillerinde (Sözlük sağ olsun) baharatlaması, bana Cormac McCarthy’nin Border Triology’sindeki İspanyolca diyaloğu hatırlatıyor. Sanki yurt dışında yaşıyormuş gibi bir his: içerik bir yana dil kendinizi orada hissettiriyor…

      Kutsal Oyunlar kocaman, hırs kadar büyük, sevgi kadar tüketici, tutku kadar derin ve Hindistan kadar heybetli. Ona kalbinizi açın, bhai, sizi içine çekecektir. – Erica Eisdorfer, The Carrboro Citizen (Kanada).

      Chandra, okuyucuyu zengin ve tamamıyla ikna edici bir dünyaya daldırıyor… Kutsal Oyunlar, her bir eylemin, öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir şekilde dallanıp budaklanarak dalgalar yaydığını öne sürüyor. Böyle bir görüşün içinde, politikanın ve etnik bölünmelerin, hınç ve kan davasının ahmaklığına ışık tutuluyor. Bu, Hindistan’ın dünyaya en büyük manevi hediyesi olan karmanın anlayışıdır. Chandra’nın emsalsiz başarısı, bu anlayışı polisiye romana uygulamak ve vaka kapandıktan çok sonra da okuyucu ile birlikte kalmaya devam eden, birbirlerinin içine geçerek dokunmuş hayatların anıtsal portrelerini yaratmak. –Thomas Warthon, The Globe and Mail (Kanada).

      Vikram Chandra’nın seçkin polislerinin ve soyguncularının masalı, çağdaş Hint romanının kalıplarını yıkarak Mumbai’ye bütün kaosu ile birlikte hayat veriyor… Viktorya döneminin popüler romanları, miras ve evlilik masallarından vazgeçemezken günümüzün popüler romanları polisiyeden vazgeçemezler. Kutsal Oyunlar da bir polis ve haydut romanı ancak çok büyük ve seçkin kurgulanmış…

      Kutsal Oyunlar’daki karakterler, bir durumun ya da fikrin hepsinin takıntılı bir şekilde seyrettikleri Bollywood filmlerindeki ışıltılı ve abartılı melodrama çok benzediğini anlatmak için sık sık “Bu tam bir film klişesi” diyorlar. Sık sık merak uyandıran Kutsal Oyunlar ise asla bir film klişesi değil. Her ne kadar bu romanın etleri, polisiye bir hikâyenin kemiklerine sarılsa da ve içinde birçok suç hikâyeleri bulunsa da kitap aslında bütün enerjisi ve edepsizliği ile çağdaş Hindistan’a tutkulu bir övgü niteliği taşımakta. Bir aile destanı olmadığı için Hindistan edebi romanlarındaki klişelerden kaçınılmış.  Bu kitapta, renkli, sürekli ağız dalaşı yapan, azarlayan, etrafta dolanıp duran teyzelerle dolu çürümekte olan koloni malikânesi ve zeki olmayan, hırslı, benliğini kaybetme pahasına İngiliz hayranı olan genç delikanlılar yok. Chandra’nın karakterleri çok daha modern ve içinde bulundukları Mumbai de evrenin merkezi. Chandra’nın “ek” olarak adlandırdığı, perde aralarındaki hikayeleri anlatılan bazı küçük oyuncular, kumaşı daha da genişletiyor. Bunların içinde, Londra’daki İslamcı militanlarla çalışan çift taraflı bir ajan, Virginia banliyösünde yaşayan genç bir kız ve en sürükleyici olarak önce bursu bir öğrenci, sonra Marksist bir gerilla ve sonra küçük çaplı bir çete lideri olan köy çocuğu var. Kitabın sonlarına doğru, Mumbai’ye karşı olan tehdit giderek yaklaşırken Sartaj ve Gaitonde arasındaki benzerlik daha açık ve belirgin hale geliyor ve Kutsal Oyunlar’a, bugünün büyük ve boş romanlarında az rastlanan tatmin edici bir bütünlük kazandırıyor. Chandra’nın Mumbai’sine karşı en büyük tehdidin, tarikatçı akımlardan bocalayan laik demokrasiye tutunmaya çalışan bir ulusun içindeki dini uyuşmazlıklar olduğu görünüyor. Sartaj’ın annesinin sevgili ablasının 1940’lardaki Hindistan ve Pakistan bölünmesi ile sonuçlanan Hindu-Müslim çatışmaları sırasında kaybolması ve 1990’ların başında Babri Camisinin yıkılmasını takip eden huzursuzlukla kendini yeniden şekillendiren Mumbai, Kutsal Oyunlar’da anlatılıyor. Fakat Chandra daha derinlere iniyor. Ona göre savaş asında yaşam ve ölüm arasında, bu dünyanın kaotik, kusurlu ve acı verici olması gerektiğini anlayanlarla düzen, sükûnet ve saflık arzulayanlar arasında. Bu savaşlar da çok tehlikeli. Sonuç olarak yapılması gereken seçim, inananlar ve sadakatsizler ya da iyi ve şeytani arasında değil, Mumbai ve mezar arasında. – Laura Miller, Salon.com (ABD).

      Kutsal Oyunlar’daki Mumbai, göründüğü gibi değil. Şehrin balçıklı ve tüyler ürpertici karanlık taraflarını tasvir ederken, Mumbaililerin Mumbai hakkındaki inançlarını şiddetle yırtıp atıyor. Altın kaplı kaldırımları unutun. Caddelerde kaldırım hiç yok. Açık görüşlülüğü ve misafirperverliği ile ünlü olan şehrin, orta sınıf sakinlerinin inandıkları gibi hiç olamadığı ortaya çıkıyor.

      Yine de şehre karşı dürüst olan Kutsal Oyunlar, Mumbai için yazılmış bir aşk şarkısı. Hiçbir romanda şehir, içinde yaşayanlar ve tutkuları böyle ayrıntılı çizilmiyor. Ortaya çıkan fotoğraf şirinlikten çok uzak olsa da sonuçta güzel bir Mumbai görünüyor. – Hindustan Times Sunday (Hindistan).

      Stok Kodu
      :
      9786057879646
      Boyut
      :
      135 x 210
      Sayfa Sayısı
      :
      1120
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      Haziran 2020
      Çeviren
      :
      Zeynep Eski
      Kapak Türü
      :
      Ciltsiz
      Kağıt Türü
      :
      Kitap kağıdı
      Dili
      :
      Türkçe
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat